Ana SayfaAnalizFethi Heper’de Ağır Zemin ve Bir Karakter Testi

Fethi Heper’de Ağır Zemin ve Bir Karakter Testi

Eskişehir’de hafta sonu sadece bir futbol maçı oynanmadı; gün boyu süren yağışların etkisiyle çamurla ağırlaşan bir zeminde gerçek bir “karakter testi” yaşandı. Fethi Heper Stadyumu’nun fiziksel şartları, teknik beceriden ziyade fiziksel direncin ve zihinsel uyanıklığın belirleyici olacağı bir doksan dakikanın işaretçisiydi.

Maçın başlangıç düdüğüyle birlikte, ağırlaşan saha şartlarına daha çabuk adapte olan tarafın Anadolu Sportif Faaliyetleri olduğunu söylemek gerekir. Eskişehirspor’un oyun kurulumunda yaşadığı tutukluk, 37. dakikada Berat Altındiş’in penaltı golüyle somut bir krize dönüştü. Ancak profesyonel futbolun değişmez kuralıdır: Skor tabelasında geri düşmek bazen bir takımın gerçek kimliğini bulması için gereken o sert uyarıdır.

Eskişehirspor adına bu uyanışın mimarı, sadece üç dakika sonra gelen beraberlik golüydü. Tayfun Tatlı’nın baskısıyla 40. dakikada Miraç Yağız tarafından kendi kalesine atılan o gol, aslında sadece skoru eşitlemedi; maçın momentumunu ve sahadaki psikolojik üstünlüğü tamamen değiştirdi. Bu noktadan sonra, teknik kapasitesini çamura teslim etmeyen, aksine fiziksel gücünü Akın Akman’ın oyun aklıyla birleştiren bir Eskişehirspor izlenmeye başlandı.

Akın Akman için bu maçta ayrı bir parantez açmak şart. Ağır zeminde pas trafiğini yönetmek zordur, ancak Akman hem oyun kurucu rolünü üstlendi hem de hat-trick yaparak sahanın her bölgesinde neden vazgeçilmez olduğunu kanıtladı. 42. dakikada takımını öne geçiren o kritik gol, Eskişehirspor’un devre arasına sadece skor değil, aynı zamanda oyun üstünlüğüyle girmesini sağladı.

İkinci yarıda skor 3-1’e geldiğinde, profesyonel bir takımın yapması gereken oyunu soğutmak ve kontrolü elden bırakmamaktır. Ancak 70. dakikada Rahmi Anıl Başaran ile farkın bire inmesi, Eskişehirspor savunmasındaki konsantrasyon eksikliğini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Şampiyonluk hedefleyen bir kadronun, bu tip kontrollü oyun anlarında rakibe umut vermemesi gerekir. Neyse ki, rakibin savunma hatalarını ve maçın son bölümündeki geniş alanları iyi değerlendiren bir hücum hattı sahadaydı.

6-2’lik skor kağıt üzerinde ezici bir üstünlük gibi görünebilir, ancak sahadaki gerçek analiz bize şunu söylüyor: Eskişehirspor bu galibiyeti sadece yeteneğiyle değil, rakibinin hatalarını profesyonelce cezalandırarak kazandı. Miraç Yağız ve Gökdeniz Tekin’in kendi kalelerine attıkları goller tesadüf değil, uygulanan doğru baskının bir sonucudur. 90 ve 90+2. dakikalarda Akın Akman ile gelen final sayıları, rakibin fiziksel düşüşünün iyi koklanmasıyla gelen bir sonuçtu.

Sonuç olarak; zorlu zemin şartlarında alınan bu farklı galibiyet, Eskişehirspor’un şampiyonluk yolundaki iddiasının sadece bir söylem değil, sahadaki bir reaksiyon olduğunu kanıtladı. İkinci yarıya bu denli yüksek bir enerji ve skor gücüyle girmek, rakipler üzerinde kurulacak psikolojik baskının ilk adımıdır. Ancak bu görkemli skor, savunmadaki o kısa süreli dağınıklığı unutturmamalıdır; zira gerçekçi bir analiz, her galibiyetin içindeki o küçük çatlakları görebilmeyi gerektirir.

Sizce bu maçın asıl kazananı taktiksel disiplin miydi, yoksa sadece bireysel yetenekler mi? Yorumlarınızı bekliyoruz.

SON EKLENEN
- REKLAM -
Benzer Yazılar