Ana SayfaAnalizBir Mağlubiyetin Anatomisi: Sorumluluk Masası ve Alınacak Dersler

Bir Mağlubiyetin Anatomisi: Sorumluluk Masası ve Alınacak Dersler

Futbol sahası, sadece çim ve çizgilerden ibaret bir arena değildir. Burası, anlık parlamaların, taktiksel savaşların, kırılgan psikolojilerin ve bazen de tek bir hatanın bütün bir hikayeyi yazdığı bir sahnedir. İzmir Çoruhlu Futbol Kulübü ile Eskişehirspor arasında oynanan ve ev sahibi ekibin 1-0’lık üstünlüğüyle sonuçlanan karşılaşma, bize bir mağlubiyetin anatomisini ve sorumluluğun ne kadar çok katmanı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bir yenilginin ardından ilk refleks, her zaman bir sorumlu aramaktır. Ancak faturayı tek bir kişiye kesmek, genellikle büyük resmi kaçırmamıza neden olur. Bu puan kaybını anlamak için, maçın psikolojik arka planından başlamak gerekir. Eskişehirspor, geçen hafta son saniyede gelen coşkulu bir derbi zaferinin moraliyle İzmir’e geldi. Futbolun yazılı olmayan kuralıdır: Duygusal zirvelerin ardından gelen ilk deplasmanlar, sezonun en tehlikeli virajlarıdır. İşte ilk sorumluluk burada başlar; “Derbi Sarhoşluğu” ve mental yorgunluk. Takımı bu zaferin rehavetinden çıkarıp yeniden %100 konsantrasyonla maça hazırlamak öncelikle teknik heyetin görevidir. Ancak sahada, geçen haftaki o son saniye arzusunun bir nebze eksik olduğu hissediliyordu ve bu da oyuncuların profesyonelliğini sorgulatır.

Bu mental yorgunluk, sahada kendini kontrollü ama bir o kadar da kısır bir oyuna bıraktı. Maçın büyük bölümü, iki takımın da hata yapma korkusuyla geçti. Buna rağmen Eskişehirspor, özellikle ilk yarı sonlarında ve maçın uzatma anlarında pozisyonlar buldu. İşte burada ikinci sorumluluk kapısı aralanıyor: Bitiricilik sorunu. Futbolda önemli olan pozisyona girmek değil, onu sonuçlandırmaktır ve bu noktada sorumluluk doğrudan hücum hattındaki oyunculardadır. O son vuruşlardaki yetersizlik, maçın kaderini belirledi.

Elbette, madalyonun bir de diğer yüzü var. Analiz yaparken asla atlamamamız gereken nokta rakibin başarısıdır. Eskişehirspor’un bitiricilik sorununu konuşurken, Çoruhlu kalecisi Mehmet Salih’in yaptığı kritik kurtarışların hakkını teslim etmeliyiz. O, gününde bir kalecinin bir takımı nasıl tek başına oyunda tutabileceğinin ve rakibin psikolojik direncini nasıl kırabileceğinin canlı bir kanıtıydı. Çoruhlu, ne oynadığını bilen, organize duran ve az sayıda fırsattan birini gole çevirerek “akıllı” bir galibiyet alan taraftı.

Recep Gül’ün golüyle gelen stratejik darbenin ardından umutlar tamamen tükenmemişken, sahneye üçüncü ve en net sorumluluk çıktı: Kırmızı kart ve bireysel disiplinsizlik. Takımınız 1-0 gerideyken ve beraberlik için yüklenirken 10 kişi kalmak, maçın fişini çeken andır. Bu, taktiksel bir hata değil, bütün takımın emeğini zora sokan net bir bireysel hatadır ve sorumluluğu doğrudan oyuncuya aittir.

Sonuç olarak, puan kaybı kime yazar?
Tek bir kişiye değil, kolektif bir sorumluluğa. Teknik heyete, takımı derbi sonrası mental olarak tam hazırlayamadığı için bir pay yazar. Hücum oyuncularına, yakalanan pozisyonları cömertçe harcadıkları için bir pay yazar. Kırmızı kart gören oyuncuya, kritik bir anda takımını eksik bıraktığı için büyük bir pay yazar.

Ancak unutmayalım ki bu bir yol kazası. Büyük hedeflere giden yollar, bu tür beklenmedik mağlubiyetlerle doludur. Asıl mesele, bu mağlubiyetten kimin sorumlu olduğunu bulmaktan çok, bu yenilginin takımı sarsacak mı yoksa daha da kamçılayacak mı olduğunu görmektir. Cevapları, önümüzdeki haftalarda yine o yeşil sahnede göreceğiz.

SON EKLENEN
- REKLAM -
Benzer Yazılar